Yunancadan gelmekte olan “Psike” kelimesi ruh anlamına gelir. “Soma” kelimesi ise beden anlamına gelmektedir. Psikosomatik, beden üzerinde yaşanan hastalıkların ruhsallıkla olan bağlantısını bizlere anlatır. Her insan psikosomatik işleyişe sahiptir ve yaşamının belli dönemlerinde bedensel şikayetler, hastalıklar yaşayabilir.

Winnicott (1966) ‘psiko-somatik’ kelimesindeki bağlacın, psiko ve soma kelimelerini hem bağladığını hem de ayırdığını dile getirmektedir. Psikosomatisyenin görevini, bu bağlacın görevine benzetebiliriz. Beden-ruh ikilisinin etkileşimiyle çalışan psikosomatisyenler Winnicott (1966) ‘un deyimiyle iki atı aynı anda süren binicilerdir.

Yaşam boyu hiçbir fiziksel sebep olmaksızın yaşanan sağlık sorunları olduğu gibi zaman zaman bir hastalığa eşlik eden ruhsal sorunlar da yaşanmaktadır. Böyle sıkıntılı dönemlerde kişi ruhsal sessizliğe gömülebilir ve kendini ifade edemeyebilir. Beden, iç dünyanın aracı olarak devreye girer ve kendince bir «DİL» üretir. Sözcükler donar, dil tutulur beden hastalanarak konuşur. İşte bu yapı PSİKOSOMATİK işleyiştir.

Bebeğin ruhsallığı anne karnında şekillenmeye başlar. Bebeğin iç dünyasının annesi tarafından fark edilmesi, anlaşılması, aynalanması bebeğin gelişimini destekler. Yatıştırıcı ve aynalayıcı olan ebeveynin varlığı yeterince hissedilmezse bebek bu sefer farklı çözüm yollarına gidecek, bedensel tepkiler kullanarak kendini ifade edecektir. Bebek yapısı gereği kendini beden yoluyla ifade ederken ihtiyacının cevap bulması da bedeni sağlıklı bir şekilde yatıştırır. Ama bebek yoksunlukla, karşılanmamayla acı bir şekilde baş başa kalırsa; dış çevreye olan yatırım çekilerek bedensel ifadelere yöneltilecek işte bu mekanizma psikosomatik işleyişin temelini oluşturacaktır.

Bebekler ve çocuklarda beslenme sorunları, kolikler, uzun süreli uykusuzluklar, alerjiler, astımlar, kabızlık, ishal, obezite, anoreksi, bulumi, ve tekrarlayan enfeksiyonlar psikosomatik hastalıklar gözükür. Çocuğun psikosomatik belirtilerini anlamada en önemli etkenlerden biri anne ile ilişkisi ve annenin ruhsal özellikler olduğundan bahsetmiştik. Örnek verecek olursak: Dışkı bozukluklarından kabızlık çocuğun ruhsallığında yaşadığı bir sıkıntının dışavurumudur. Literatür incelendiğinde de, kabızlığın çocuk psikosomatiği içerisinde yer aldığı görülmektedir.

Kreisler, Fain ve Soule (1974), yeni doğanın psikosomatik belirtilerini anne-bebek ilişkisindeki çözümlenmemiş gerilime bağlamaktadır. Bebeğin bedeninde deneyimlediği otoerotizm ruhsal dünyanın doğuşunu sağlamaktadır. Çünkü tersi durumda, bebek ruhsal dünyasını oluşturamamaktadır (aktaran Parman, 2002). Bu durumda bebekte birtakım psikosomatik belirtiler görülebilmektedir. Yani nesne yoksa dürtü beden aracılığıyla ifade edilmektedir. Aynı zamanda annenin bebeğin bedeni ile ilgilenmesi bebekte bedeni içinde yerleşen bir kendilik- benlik algısının oluşmasını sağlamaktadır. Çünkü beden ile ruh arasında bütünlük sağlanamaması psikosomatik yatkınlığı oluşturabilmektedir (Winnicott, 1965).

Chicago Okulu’ndan hareketle günümüz psikosomatik tıp modelinde psikosomatik hastalıklar 7 başlık altında sınıflandırılarak incelenmiştir (Çevik, 1998).

1) Solunum sisteminin psikosomatik hastalıkları

2) Psikosomatik kardiyovasküler sistem hastalıkları

3) Baş ağrıları

4) Kas iskelet sistemi ile ilgili psikosomatik hastalıklar

5) Gastrointestinal sistemin psikosomatik hastalıkları

 6) Endokrin sistemin psikosomatik hastalıkları

7) Deri organının psikosomatik hastalıkları

Bebeklik psikosomatiği, yetişkinlikten farklılaşmaktadır. Buradaki temel fark çocuğun gelişimini sürdürüyor olması ve zaten birçok anlamda kendini bedenle ifade etmesidir. Bu nedenle sıkıntılar, korkular, kızgınlıklar daha yoğun biçimde beden yoluyla ortaya konur.  Çocuğun kendini ifade etme becerisi geliştikçe bedenselleştirme ihtiyacı da azalacaktır

Parman’a (2005) göre “çocuk psikosomatiği tedavi edici öneminin yanı sıra erişkin yaşamın psikosomatik hastalıklarının önlenmesinde rolü açısından çok önemlidir” (ss. 28). Başka bir deyişle, erken dönemde başlayan bir psikosomatik tablo ruhsal olarak çalışılmazsa yaşamın diğer dönemlerinde yeniden ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan gelişimin döneminde çocukluk psikosomatiği oldukça önemli bir yere sahiptir.

Çocuk psikosomatiği en ciddi öldürücü hastalıklardan, en normal sayılabilecek birçok hastalığı içine alan geniş bir alandır. Bu nedenle hangi durumların çocuk psikosomatiği alanının dışında kaldığı önemlidir.

Debray (2005), sağlıklı olan bebeklerin anne ve babaya çok erken bir dönemde ruhsal yatırım yapmaya başladığını söyleyerek, ruhsal gelişimin anne-baba olan / anne baba olmayan yokluğu ince ayrımının oluşturduğu düzenleyici eksen etrafında kurulduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda, algılar dünyasını düzenleyen sevilen canlı nesneler olmaktadır. Ancak psikosomatik belirtilerde, bebeğin, çocuğun, ergenin hatta yetişkinin somut nesnelere olan yatırımının fazla olduğu görülmektedir. Bunun nedeni, anne- babanın ya şimdi ya da geçmişte az ulaşılabilir, az güvenilir olmalarından kaynaklanmaktadır.

Örn: Yirmi aylık egzama ve uyku problemi yaşayan bir bebekle yaptığı psikanalitik çalışmada, bebeğin bedensel semptomlarının nedenleri, annenin yas süreci (baba kaybı) içerisinde olmasıyla birlikte annenin uyarı- kalkanı sisteminin kalıcı bir şekilde yetersiz kalması ile bağlantılandırılmaktadır.

Debray’e göre; ruhsal gerilim arttığında ve dürtülerin ruhsal çıkış yolu fakirleştiğinde somatik belirtiler söz konusu olmaktadır; bebeğin somatik belirtilerinin özelliklerini değerlendirirken anne ve babanın da psikosomatik işleyişlerinin saptanması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Yapılan çalışmalar, annenin dokunma yoluyla kurduğu ilişkinin çocuğun ruhsal gelişiminde önemli rol oynadığını, yeterince temas edilmeyen- dokunulmayan çocuklarda ruhsal sorunların olduğunu göstermektedir. Psikanalistler erken dönem nesne ilişkilerinde, yeterince bedenine temas edilmeyen çocukların ya da derisi çok uyarılan çocukların derilerinin hastalandığını belirtmektedir.

Spitz (1965)’in çocukluk ekzema çalışmalarına değinir. Spitz (1965) çocukta ekzema gelişiminin iki nedeni olabileceğini savunur. Çocuk ya annenin dokunuşuna aşırı bir tepki vermektedir, ya da anne tarafından yeterince dokunulmadığı için kendi dokunsal ihtiyaçlarını gidermek amaçlı deriyi uyaran bir hastalık geliştirmiştir

Knauer (2014) Üç yaşında kabızlık problemi çeken kız çocuğu ile yaptığı psikanalitik çalışmada, ebeveynlerinin yokluğu düşüncesine kapıldığında çocuğun kakasını tuttuğunu, terkedilme ve kayıp endişesinden kaçınmak için bir semptom olarak kabızlığın ortaya çıktığını söylemektedir. Aynı zamanda annesinden ayrılmakta zorlanan ve anneye yapışan bu kız çocuğunun bebeksi ihtiyaçlarının yoğun olduğunu fark etmektedir. Klinik çalışmalarının sonunda; ebeveynleri tarafından bebeksi ihtiyaçlarının görünüp kapsanmasıyla ve kakasını yapması konusundaki baskıların sona ermesiyle semptomun da ortadan kalktığı görülmektedir.

Fain, Kreisler ve Soule’a (1974) göre, çocuğun zihinsel yapısının henüz olgunlaşmamış olması yani zihinselleştirme yetisinin henüz kazanılmaması ve içsel gerilimlerin, çatışmaların ruhsal olarak işlenememesi somatizasyonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, erken dönem ilişkilerinin önemi vurgulanmakta ve o dönem bozukluklarının incelenmesinin önemli bir yer teşkil ettiği söylenmektedir. Yetişkin psikosomatik hastaların analizlerinde de, erken dönemde duygulanım eksikliği yaşayanların bu durumu beden ile ifade ettiği görülmektedir.

Uzman Profili

Psk Mervenur Çelik
Psk Mervenur Çelik
Mervenur Çelik, İstanbul Kültür Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Lisans tezini Prof. Aysun Tülay Bozkurt danışmanlığında “Mutluluk Korkusunun Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi” başlığıyla başarı ile tamamladı. Pedagojik Formasyon Eğitimini Kültür Üniversitesi’nde tamamladı. Lisans döneminde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Lüleburgaz Devlet Hastanesi, Lise ve Anaokulu gibi çeşitli yerlerde stajlarını gerçekleştirdi. İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde Çocuk/Ergen odaklı Yüksek Lisansının tez aşamasındadır. "Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Ailelerin Ruhsallığının Değerlendirilmesinde Pozitif Algının ve Ontolojik İyi Oluşun Aracı Rolü" üzerine çalışmaktadır. Yüksek Lisans eğitimi sırasında, Klinik Psikolog Gülnur Takış ve Çocuk Psikiyatristi Esengül Kayan’dan dinamik yönelimli çocuk-ergen süpervizyonları aldı. Halen süpervizyona devam etmektedir. 14 hafta boyunca Dr. Ezgi Şen'den Oyun Terapisi Eğitimi aldı. Çocuk Objektif Testleri uygulayıcısıdır. Rorschach ve Projektif Testler Derneğinin “Çocuk Çizimlerinin Projektif Değerlendirmesi” eğitimini ve “Rorschach Projektif Testler(TAT-CAT)” eğitimini almaktadır. Wisc-4 zeka testi uygulayıcısıdır. Moxo dikkat testi uygulayıcısıdır. Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezinde Psikolog olarak çalışmıştır. Kurumda çocuklara ve ailelere psikolojik danışmanlık hizmeti vermiştir. Kişisel psikanalitik sürecine devam etmekte, kliniklerde online ve yüz yüze psikanalitik yönelimli çocuk-ergen psikoterapisi uygulamaktadır.
Sohbeti Başlatın!
1
💬 Bize Ulaşın
Size Yardımcı Olmak İsteriz!
Merhaba 👋
Nasıl yardımcı olabiliriz?